22.12.2015

Devir Sosyal Medya Devri

Sosyal Medya
Devir Sosyal Medya Devri

İnternet, insanoğlunun tam olarak anlamadan inşa ettiği az şeyden birisidir. Aslında sosyal medya da tam olarak böyle birşey. İnsanların tam olarak anlamadan inşaa ettikleri ve hayatlarının her alanında yer etmesi muazzam ama bir o kadar da akıl almaz bir durum.

Son dönemin en büyük keşiflerinden biri “İnternet” ve internet ile birlikte çığ gibi büyüyen bir mecra “Sosyal Medya”.

    Sosyal medyanın hayatımızın her alanında olması, Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal mecraların gün geçtikçe insanların vazgeçilmezleri arasına girmesi aslında herşeyi tamamen özetliyor. Devir artık tamamen “Sosyal Medya” devri.

    Milyonlarca insanın sosyal medyayı bu kadar benimsemesi, her geçen gün hayatına adapte ettiği yeni alışkanlıkları beraberinde getiriyor. Yeni alışveriş alışkanlıkları, yeni arkadaşlıklar, yeni iş hayatı gereksinimleri belki de yeni aile ilişkileri bunlardan sadece bir kaçı…

    Google’un CEO’su Erick Schmidt, “İnternet, insanoğlunun tam olarak anlamadan inşa ettiği az şeyden birisidir” der. Aslında sosyal medya da tam olarak böyle birşey. İnsanların tam olarak anlamadan inşaa ettikleri ve hayatlarının her alanında yer etmesi muazzam ama bir o kadar da  akıl almaz birşey.

    Bugün her yaş profilinden insanları sosyal medya da bir şekil de görebilmek mümkün. Yeni doğmuş çocuklar için açılan Facebook ve Instagram sayfaları, daha bebeklik dönemin den itibaren sosyal medya içerisinde yetişen bir nesil.

Sosyal medya son dönemlerde hayli popüler. Markalar da bu popülerliğin farkında ve bundan yararlanmak istiyorlar. Son zamanların televizyon ve gazeteden sonra insanların tümüne erişebilen bir mecradır sosyal medya.

    İnsanların sosyal medyaya olan ilgisi, markaların iletişim davranışlarını da kökten değiştirdi. Markalar, iletişimlerinde televizyon, gazete gibi geleneksel mecraları daha az kullanmaya; Facebook, Instagram, Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde ise daha fazla faaliyet göstermeye başladılar. Bu siteler, marka yöneticilerinin günlük hayatlarının bir parçası oldu. 

    Aklınıza gelen tüm kişisel ve kurumsal reklamlar artık bu mecralardan sürdürülüyor. Birçok marka işbirliği bu hesaplardan yönetiliyor. Otomotiv, moda, dekorasyon markaları, restaurant, otel zincirleri, sinema sektörü gibi aklınıza gelebilecek birçok ticari kuruluşların hem oyun hem bilgi hem de reklam alanı oldu sosyal medya.

    İyi mi yoksa kötü mü oldu o kısmı ayrı bir tartışma konusuyken, her an her saniye sonsuz bilgi aktarımının bizi hafiften yormaya başladığını hissediyorum. Bu durumun bir tür bağımlılık haline geldiğine de değinmeden geçemeyeceğim.

    Birçok marka sosyal medyanın ruhunu hala anlamış değil. Büyük ölçekli markalar bir şekilde sosyal medya da konumlanabiliyorlar. Fakat yerel firmalar bu durumu hala gelişi güzel kullanılabilen, şirket için zorunlu olmayan bir durummuş gibi karşılıyor. Oysa ki sosyal paylaşım sitelerinin, sadece teknik olarak değil mantık ve felsefe olarak da kendine has kuralları var.

    Bu mecrayı doğru kullanan markalar önemli geri dönüşler alıyor, doğru kullanmayanlar ise marka imajlarına zarar veriyorlar. Markalar sosyal medyayı doğru kullanmak için, hedeflerini iyi belirlemeli, uzman insanlarla çalışmalı ve yenilikleri takip etmeliler. Bu şekilde imajlarını güçlendirecek, gereksiz harcamalardan kurtulmuş olacaklar. Müşterileriyle sürekli iletişimde oldukları için, ihtiyaçları iyi anlayacak ve gelişmeye devam edeceklerdir. Bu da bir markanın ömrünü uzatan önemli bir faktördür.

    Dünyaca ünlü iş danışmanı Guy Kawasaki’nin dediği gibi bazı markalar, bu dünyanın kurallarına uyarak,  daha sosyal, daha yaratıcı, daha cesur ve şeffaf davranıyor; kendilerine avantaj sağlıyorlar.

Peki, sizin markanız sosyal medya da ne kadar iyi konumlanabiliyor?